First time Visitor - Home Page

Latest News


Site Museum

 
Project Community
OAU

GAP
CCA
Ministry of Culture
Gaziantep Museum

Bibliography


PHI

Zeugma Homepage

ZEUGMA ANTIK KENTINDE YAPILAN ÇALISMALAR IÇERISINDE GAZIANTEP MÜZESI


Giris
2000 yili nisan ayinda, Zeugma'da bulunan bronz bir Mars heykeli ile bir grup mozayigin basina tanitilmasinin ardindan antik kent, beklenmedik bir uluslar arasi üne ve ilgiye kavustu. Kentin sinirli bir bölümünün, yapimi tamamlanmakta olan Birecik Baraj Gölü sulari altinda kalacak olmasi, bu ünü spekülatif ve dramatik bir boyuta tasidi. Mars heykeli ve Zeugma ile ilgili haber New York Times gibi yaygin bir gazetenin ilk sayfasini kapladi. Görsel ve yazili medyada yayinlanan yüzlerce haber; bir yandan kamu oyunun tarihsel mirasa sahip olma bilincini artirirken, öte yandan bunlarin ciddi bir arastirmaya dayanmayan pek çogu, toplumun yanlis bilgilendirilmesine neden oldu. Zeugma'yi ilk defa bu haberlerle taniyan pek çok kisi; kentin çok kisa bir süre önce kesfedildigini, burada ancak son birkaç ay içerisinde sinirli bir çalisma yapildigini ve Pompei ile benzer özellikler tasiyan bu kentin, kisa bir süre sonra, tüm zenginlikleri ile sular altinda kalacagini düsündü.
Uzun yillardir Zeugma'da yapilan tüm çalismalarin içerisinde bulunan, söz yerindeyse bas aktör görevi üstlenen Gaziantep Müzesi, bu sayfalarda Zeugma'yi ve Zeugma'da yapilan çalismalari tanitmayi zevkli bir görev bilir.

Zeugma yeni mi kesfedildi?

"Mezopotamya'ya geçerlerken, Zeugma'da bulunan gümrük memuru onlara, gümrüge tabi bir mallari olup olmadigini sordu. "Sagduyu" diyerek yanitladi Apollonius ve bir grup kadin ismiyle birlikte "adalet, erdem, ölçülülük, cesaret, sebat" i ekledi. Onun yanindaki kadinlarin hemen farkina varan memur; "Bana kölelerinizin bir listesini verin" dedi. "Benim kölelerim yok. Onlar benim evimim sahibi benim kadinlarim" diye sert bir sekilde karsiladi Apollonius..." Bu satirlar Antik yazarlardan Philostradus'a ait. Bu kisacik satirlardan bile Zeugma'nin Mezopotamya'ya giriste önemli köprü basi ve gümrük kapisi oldugu anlasilmaktadir. Strabon'dan, Tacitus'a, Pilinius'tan Cicero'ya pek çok antik yazar çesitli nedenlerle Zeugma'dan söz etmislerdir. Benzer yüzlerce belgenin isiginda; Zeugma'nin cografi konumu, kurulusu, önemli bir ticari ve askeri merkez oldugu antik çagdan bu yana bilinmekteydi.
Ingiliz gezgin Pococke 1738 yilinda bu bölgeden geçerken, Zeugma'nin kesin yeri hakkinda çok az sey biliniyordu. Pococke; "Beer(Birecik)den ayrildiktan sonra Firat üzerinde bu adli(Zeugma) bir yer olup olmadigini arastirdim ve, Beer den 12 mil kadar yukarida Zima diye adlandirilan bir yer oldugunu ögrendim, bunun üzerine; burada bir köprüye ait izler olup olmadigini sordum; suyun çekildigi dönemlerde nehrin iki yakasinda köprünün ayaklarina ait olabilecegini düsündükleri tas iskeleler oldugunu söylediler..." diye anlatir Zeugma'nin yeriyle ilgili düsüncelerini.
Yüzyilin baslarinda Birecik ve çevresine ugrayan Fransiz gezgin Cumont, 1917 de yazdigi kitabinda; ilk defa Zeugma'nin Firat'in iki yakasinda, Belkis ve Tilmusa köylerinin yer aldigi bölgede olabilecegi konusunda akilci ve kabul edilebilir öneriler sunar. Buna ragmen çogu bilgin Zeugma'yi hala bugünkü geçit yeri olan Birecik'le özdeslestirmeye devam eder. Nihayet 1970 li yillarda alman arastirmaci Wagner 'in Belkis köyündeki kalintilarda IIII. Lejyon ( Legio IIII Scythica) damgalari tasiyan çati tuglalari bulmasindan sonra, bu kalintilarin Zeugma antik kentine ait olduklari genel kabul görür. Wagner'in çalismalari Gaziantep Müzesi için de bir dönüm noktasidir. Bu çalismalarla birlikte Gaziantep Müze'si de giderek yogunlasan bir biçimde kendini Zeugma arastirmalari ve kazilarinin içinde bulur.

Cografi konum
Zeugma, Gaziantep Ili, Nizip Ilçesi'nin 10 km kadar dogusunda bulunmaktadir. Zeugma'yi ziyaret etmek için önce Gaziantep-Sanliurfa karayolu ile Nizip Ilçesine ulasmak gerektir. Nizip'ten doguya dogru uzayan ikincil bir yol sizi dogrudan eski kent kalintilarina götürür.
Yüksek Dogu Anadolu platosundan kopup gelen, Toroslarin güney eteklerinde, Halfeti Ilçesi çevresinde, dar bir kanyondan olusan son engeli de astiktan sonra, Suriye düzlüklerine ulasan Firat Nehri, bu bölgede kolayca geçis saglar. Zeugma ile Kargamis arasindaki bu bölge, Modern Gaziantep-Sanliurfa karayolu gibi, tarihin pek çok döneminde dogu bati arasinda baglanti kuran belli basli yollarin geçis alani olmustur.

Tarih içinde Zeugma

Büyük Iskender'in ölümünden sonra, M.Ö. 3. yy. da, Suriye'de bir hanedan kurarak Hellenistik gelenegi sürdüren I. Selevkos Nikator , Zeugma'nin bulundugu alanda kendi adiyla Firat nehrinin adini birlestirerek Selevkeia Eupfrates, Firat'in karsi kiyisinda ise, karisi Apama adina Apameia adli iki kent kurar. Bu güne kadar Zeugma'nin Hellenistik dönemden önce varligini gösterecek herhangi bir bulguya rastlanmamistir. Zengin tarimsal alanlari, nehir ve kara ticaret yollarinin merkezindeki konumu bu kentin kurulmasinin baslica nedeni olmustur. MÖ. I. yy. da Zeugma Kommagene kralligi topraklari içerisinde ve onun dört önemli kentinden biri olarak anilmaktadir.
Bölge MS. I. yy. da Roma Imparatorlugu egemenligine girerken, tarimsal zenginligi, ticaret yollari üzerindeki konumu ile önemli bir merkezdi. Bu yüzyilda Romanin önemli askeri birliklerinden biri olan IIII. Lejyon'un burada konuslandirilmasi, binlerce askerin kente yerlesmesi ile kent yasaminin daha da canlanmasina neden olmustur. Roma egemenligiyle birlikte kent artik; "geçis, köprü basi" gibi bir anlam içeren Zeugma adini almistir.
Zeugma M.S. II. yy. da en görkemli dönemini yasar. Bu yüzyilin sonuna dogru yavas yavas ticari önemini yitirir. Ticari yollar yer degistirir ve IIII. Lejyon küçük birlikler halinde dogudaki yerlesim yerlerine, büyük bir bölümü Palmira'ya gönderilir. M.S. 256'da Sasani krali I. Sapur, Zeugma'yi bu zayif döneminde ele geçirir, kentin büyük bir bölümü yanarak tahrip olur ve terk edilir.
M.S. 4. yüzyilin sonunda, olasilikla Justinianus döneminde yeniden bir yapilanma görülür. Bunu takip eden 5-6 yy. larda kent yeniden oldukça genis bir alana yayilmakla birlikte hiçbir zaman eski görkemine kavusamaz. Bu yüzyillarda Zeugma'ya tasinan piskoposluk merkezi 1048 yilina kadar varligini sürdürür. Ancak 7. yüzyilda Suriye'nin Islam egemenligine girmesiyle Zeugma, Islam ve Türk güçleriyle Bizans Imparatorlugu arasinda zor bir konumda kalir. Bu durum kentin hizli bir sekilde küçülmesine ve daha sonra da tümüyle terk edilmesine neden olur. Kentte yapilan kazilar orta çaga ait bazi ip uçlari verse de bunlar kent yasamindan çok, tarimla ilgili fakir yerlesimler biçimindedir. 17. yy. da bir türkmen boyunun buraya yerlestirilmesiyle bu gün tümüyle sular altinda kalan Belkis Köyü kurulur. Firat üzerindeki geçis artik güneye kaymis ve bu günkü Birecik yavas yavas tarih sahnesinde yerini almistir.

Gaziantep Müzesi ve Zeugma

Gaziantep Müzesi 1999 yili ekim ayinda antik kentin mezarlik üstü mevkiinde kazilara baslarken; bir yil sonra sular altinda kalacak bu bölgeyi yeterince tanimayi, belgelemeyi tasinabilir buluntulari müzeye kazandirmayi amaçliyordu. Bu bölgede ilk günlerden baslayarak ortaya çikan bulgular bize, kentin önemli özel konut alanlarindan birinde bulundugumuzu gösterdi. Duvarlarinin, avlularindaki sütunlarin, birkaç metreye ulasan yüksekliklerde korunarak günümüze kaldigi bu villalar toplulugunda; tabanlari biri birinden güzel mozaikler, duvarlari fresklerle süslenmis, kalin bir yangin tabakasiyla örtülmüs mekanlarin içinde; çok sayida sikke, bronz samdan ve kandil, mermer heykelcikler benzeri ilginç buluntu ilk günkü yerlerinde ele geçti. Özellikle, bunlar arasinda bulunan bronz mars heykeli, kusursuz bir isçilik gösteriyordu ve iyi korunmus durumdaydi. M.S. 256 yilindaki Sasani saldirisi sirasinda yakilan bu zengin villalar; çatilarin çökmesiyle olusmus kalin bir yangin ve onun üstünde de yüzey akintilarinin olusturdugu kalin bir çökelti tabakasiyla örtülerek, bozulmadan günümüze kadar gelmislerdi.
Yukarida belirtildigi gibi, bu villalar ve villalarda bulunan mozaik, fresk ve küçük buluntularin zenginligi, uluslararasi yogun bir ilgiyi üzerinde topladi. Ancak, bu ilgi yaninda, Zeugma'da yalnizca bu son dönemde ve bu sinirli alanda çalisildigi gibi yanlis bir izlenim de dogdu. Burada, Gaziantep Müzesi'nin 1987 yilindan baslayarak Zeugma'da yaptigi çalismalari özetleyerek sunarsak toplumun bu konuda daha iyi bilgilenecegini umuyoruz.

 

1987 yilinda Belkis Tepesinin güney-dogusundaki nekropolde yapilan kurtarma kazisi Zeugma'da yapilan ilk bilimsel kazidir. Kayaya oyulmus bir mezar odasi ve önündeki platformun açiga çikarildigi bu kazida bulunan çok sayida heykel bu gün Gaziantep Müzesi salonlarini süslemektedir. 1993-94 yillarinda Selta Deresi ve Çimlitepe mevkilerinde yapilan kazilarda da benzer mezar ve buluntulari ele geçmistir.
1992 yilinda kentin Firat'a bakan kuzey yamaçlarinda baslatilan kazi ile kenttek iRoma dönemi konutlari konusunda ilk ip uçlari elde edilmistir. Bu alanda 1997 yilina kadar sürdürülen kazilar sonunda; etrafi sütunlarla çevrili bir avlu(atrium) çevresinde toplanan odalardan olusan bir villa açiga çikarilmistir. Villaya ait
odalarin topografik yapiya bagli yerlestirilme biçimi, alisilmis Roma mimari planina kiyasla bölgeye bagli bir özellik olusturmaktadir.

Bu kazilarda gün isigina çikan "Dionisos ve Ariadne'nin" dügün sahnesini betimleyen mozaik Zeugma'daki mozaik sanat konusunda ilk önemli örneklerden birisidir.


Gaziantep Müzesi Müdürü Dr. Rifat Ergeç baskanliginda yapilan kurtarma kazilarina 1993 yilinda Bati Avustralya Üniversitesi'nden Prof. Dr. David Kennedy de katilmistir. Bu kazida Kelekagzi Mevkii'nin dogusundaki tepede, ulasilan ilk Roma Villasi'nin taban mozaik dösemesinin, kaçakçilar tarafindan sökülmüs oldugu görülmüstür. Arta kalan harflerden, buradan sökülen resimlerin ölümsüz iki asik Metiox ve Partenope'ye ait oldugu, yapilan arastirmada ise bunlarin ABD/Huston'daki özel Menil Koleksiyonu'nda bulundugu saptanmistir. Bu Metiox-Partenope mozaigi, Kültür Bakanligi'nin girisimleri sonucunda Haziran-2000'de Gaziantep Müzesi'ne iade edilmistir.
Birecik Baraji'nin 1996 yilinda yapilan gövde duvarinin temel kazisi sirasinda bazi mozaik parçalarina rastlanmasi üzerine, çalisma durdurulmus ve bu alanda arkeolojik kazi yapilmistir. Bu kaziyla Belkis kent sinirinin doguda Belkis Köyü'yle sinirli olmadigi, köyün yaklasik 1 km. dogusuna dogru uzandigi saptanmistir. Burada yapilan Roma Hamami kazisinda bir külhan, üç Calidarium ( sicaklik ), üç Tepidarium ( iliklik ) odasi ile iki havuz, iki Frigidarium ( sogukluk ) ve iki Apoditerium ( soyunma ) odasi, bir soguk su havuzu ile bir Latrina ( tuvalet ) 'dan olusan hamam yapisinin temelleri bulunmustur. Hipokaust ( buharin döseme ve oda duvarlarindan dolastirilarak odanin isitilmasi ) sistemi, taban mozaikleri, su künkleri, su dagitim deposunun kaidesi ortaya çikarilmis ve plani alinmistir. Duvarlarin hemen tamami yok olmus, temel üstünde, ancak 30-40 cm'lik bir kismi kalmistir. Hamamdan elde edilen 36 parça geometrik mozaik kaldirilarak Gaziantep Müzesi'ne tasinmistir.
Gaziantep Müzesi ile birlikte Fransa/Nantes Üniversitesi'nden Dr. Catherine Abadie Reynal sorumlulugundaki bir ekibin katilimiyla1996-1998 yillarinda Kelekagzi Mevkii'nde kurtarma kazilari yapilmistir. Bu kaziyla birlikte Zeugma, bütünüyle ele alinmistir. Kelekagzi Mevkii'nde yerlesim katlari ve kanalizasyon sistemi ortaya çikarilmistir. Halme Deresi'nde Roma, Bizans evleri ve blok kesme taslarla örülmüs kanalizasyon, Bahçedere Mevkii'nde zeytinyagi atölyesi açiga çikarilmis olup Belkis kentini güneydogu, güney, bati ve kuzeydogudan yarim ay biçiminde saran nekropolisdeki mezarlarin tespiti yapilmistir.
1998-1999 yillarinda Kelekagzi Mevkii'nde yapilan kurtarma kazisinda anitsal bir yapinin, yaklasik 20x15 m. boyutlarindaki bir salonunun resimli taban mozaik dösemesinin, kaçak kazicilar tarafindan parça parça sökülmüs oldugu saptanmistir. Bunlardan arta kalan Akratos, Mevsim tanriçasi, Satir ve çingene adi verilen bir kadin basi bu çalismalar sirasinda ortaya çikarilmistir.

Belkis/Zeugma'nin ne kadar önemli ve hareketli bir sehir oldugunu ele geçen bu mozaiklerden baska, Iskeleüstü Tepesi'nde Mehmet Önal tarafindan bulunan Roma arsivi kanitlamaktadir. Arsiv oldugu anlasilan mekanda toplam 85.000 (seksenbesbin) adet mühür baskisi ele geçmistir. Iskeleüstü olarak adlandirilan tepede, bir arsiv odasinda 85.000 (seksenbesbin) adet mühür baskisinin ele geçmis olmasi, bu kaniyi güçlendirmektedir. Papirus, parsömen, para torbalari ve gümrük balyalarini mühürlemede kullanilan bu mühür baskilari, Zeugma'da, hem güçlü bir haberlesme aginin, hem de gelismis bir ticaretin varligini göstermektedir. Bu sayi, diger antik kentlerin tamaminda bulunan mühür baskilarindan (Bulla) daha çoktur. Bunlari üzerinde tanri, tanriça, imparator, kral, özel büstler, hayvan ve grekçe yazilar bulunmaktadir. Mühür baskilari ( bulla ), papirüs, parsömen gibi dokümanlarin, degerli esyalarin konuldugu torbalarin, yiyecek içecek kaplarinin, gümrük balyalarinin mühürlenmesinde kullanilmaktaydi. Bu mühürler posta gönderilerinin "alindi" veya malzemelerin "açildi" kaniti olarak arsiv odasinda korunmaktaydi.
Anilan villalarda yemek ve dinlenme odalari, içlerinde havuz olan sütunlu avlular, hazneli çesmeler, kiler, mutfak ve ana kayaya oyulmus sarniçlar gün isigina çikarilmistir. Villalarda dört adet sütunlu avlu, havuz ve hazneli çesme ele geçmistir. Çesmelerin haznesinin biri mermerle kaplanmis, bir digerine ise mermer görünümlü freskler yapilmistir. Ayrica çesmelerin ikisinin su akitacaginda, agzinda boru tutan bronz aslan basi bulunmaktadir. Çesme haznesine dolan su, sig havuza tahliye edilerek taban mozaigine canli bir görüntü vermis olmalidir. Korint mimarlik düzeni agirlikli sütun basligina yumurta dizisi ve Ion kymationu yerlestirilmis, Dor sütun basliklarina ise kusak ve yumurta dizisi yapilmistir. Villalarin temiz suyu, pismis topraktan yapilmis künklerle ve içi sivali, kapak tasli kanallarla saglanmistir. Atik su ise kaba yontulu taslarla örülmüs, 30x60 cm. boyutlarinda kanallarla tahliye edilmistir. Villalarin zemin kat duvarlari kesme tas bloklarla, 1. kat duvarlari ise kerpiç ile örülmüstür. Sadece kiler, mutfak, depo gibi yerlerde köse ve duvar ortalarinda kesme tas, aralarda ise kaba yontulu tas ve çamur kullanilmistir.
Bu villalarda alti sig havuz, üç yemek odasi, dört dinlenme odasi, iki kiler ve üç vestiyer odasinda olmak üzere toplam on yedi taban mozaigi ortaya çikarilmistir. Bunlardan dört adeti geometrik, digerleri mitolojik konuludur. Sirasiyla Akhileus, Musalar, Eros-Priske, Firat irmak tanrilari, tanriça Demeter, Dionysos-Telete-Skyrtos, Perseus-Andromeda, Satiros kiligindaki Zeus-Antiope, Galatia, Tanri Poseidon-Okeanos-Tethis, Dionysos-Ariadne, Venüs'ün dogusu ve Satiros-Anitope mozaigi, içinde bulunduklari mekanin mimarisi, freskleri ve buluntulariyla birlikte kaydedilip, resimi çekilip, çizimi yapilarak belgelendikten sonra Gaziantep Müzesi'ne kaldirilmistir. Iyi durumdaki mozaiklerden birinde, Firat Irmagi'nin tanrisi Euphrates, bir kline üzerine uzanmis, dirseginin altindaki testiden Firat akmakta ve sulanan topraktan yesillikler fiskirmaktadir. Firat'in çevresine sundugu bolluk ve bereket, diger bir mozaige daha konu olmus, üç bin irmak tanrisinin krali Akheloos, yemisler ve meyveler saçan bereket boynuzuyla birlikte betimlenmistir. Firat çevresinde yetisen üzüm, armut, incir, nar, yenidünya, ayçiçegi vs. meyvelerin resimleri, bu bordürde bereket boynuzu ve dallarla çevrilerek resmedilmistir.
Villalarin oda duvarlari zengin motifli fresklerle süslenmistir. Bu fresklerde tanriça, tanri, erkek, kadin, tavuskusu, ördek, yilan ve kelaynak kuslari betimlerinin yani sira, bitkisel, üçgen, baklava dilimi vs. gibi geometrik desenli resimler de bulunmaktadir. Iç avluya bakan duvarlarda ve çesmelerde ise mermer görünümünde fresk yapilmistir.
2000 Projesi
Belkis/Zeugma'da 1. Derece Arkeolojik Sit Alani'nin "A" bölümünü olusturan iki yerlesim terasi (340-372 kodu), 20 Haziran 2000 tarihi itibariyle Birecik Baraji gölü altinda kalmistir. 04 Ekim 2000 tarihinde su altinda kalacak olan "B" bölümünde ise (372-385 koidu), 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren Kültür Bakanligi yönetiminde, Basbakanlik Güneydogu Anadolu Projesi Bölge Kalkinma Idaresi'nin (GAP-BKI) koordinatörlügünde, Packard Humanities Institute (PHI) ve Birecik Baraji ve Hidroelektrik Santrali Tesis ve Isletme A.S.'nin maddi ve lojistik katkilariyla kurtarma çalismalari yürütülmektedir. Zeugma Antik Kenti'nde ivedi arkeolojik kurtarma çalismalarini gerçeklestirmek üzere Gap Idaresi ile PHI arasinda 07 Haziran 2000 tarihinde bir mutabakat zapti imzalanmistir. Bu mutabakata göre PHI çalismalarin finansmani için 5 milyon dolara kadar yardimda bulunmayi taahhüt etmistir.
Zeugma Antik Kenti'nin su altin da kalacak ve 1/3'nden daha az bir bölümü olan A ve B alanlarindaki arkeolojik kurtarma ve belgeleme çalismalari Kültür Bakanligi, Anitlar ve Müzeler genel Müdürlügü'ne bagli Gaziantep Müzesi Müdürlügü baskanliginda Türk, Fransiz, Amerikan, Avustralya, Avusturya, Ingiliz (Oxford Arkeolojik Ünitesi ) arkeologlarinin katilimiyla olusan genis bir ekip tarafindan sürdürülmektedir*. Bu kazida A bölgesinde su altinda kalan villalarin üstünde bulundugu terasla bir üst yerlesim terasi arasindaki iliskiyi saptamak amaçlanarak Açma 8 de kazi çalismalarina baslanmistir. Bu açmada üste erken Bizans dönemine, hemen altinda ise Roma dönemine ait yapi kalintilarina rastlanilmistir. Bizans döneminde bu alana dogu-bati yönünde bir teras duvari insa edilerek bu teras üstüne evler yapilmistir. Duvarlarda köse ve orta kisimlarinda kesme tas aralarinda ise kaba yontulu taslar, baglayici olarak da çamur harci kullanilmistir. Erken Bizans yapi kalintilarinin 1m. Altinda Roma dönemine ait yapi kalintisi mevcuttur. Roma yapisi bir yanginla terk edildikten sonra bir müddet bu alana yerlesim olmadigi üstündeki bir metre kalinligindaki erozyon tabakasindan anlasilmistir. Bu yapida giris ve köselerde düzgün kesme tas aralarinda moloz tas ve kireç harci kullanilarak duvar örülmüstür. Zemini sikistirilmis topraktir. Bu yapinin kuzeyinde bir yol açiga çikarildi. Tabani çakilli sikistirilmis topraktir. Roma yapisi genis bir kapiyla bu yola açilmaktadir. Anilan yerlesim terasi ana kaya düzlestirilerek yapilmistir. A terasinin C bölümüne su saglayan kanal bu terasin zemini olan ana kayaya oyulmustur. Ayni zamanda alt terasin I. katinin güney duvarlarinin oturmasi için ana kaya temel yatagi biçiminde kesilmistir. Ayrica, teras kenarinda yola kapi esigi açilan bir oda bulundu. Bu girisle birlikte alt teras yapilarinin i. kat girislerinin bir üst terastan da saglanmis oldugu saptanmistir.
Bu terasin da baraj gölü altinda kalmasiyla birlikte, kazi çalismalari terasin daha yüksek olan güney ve batisina dogru yayilmistir. Güneyinde kayaya oyulu iki adet tekne mezari, bizans yapi kalintilari, batida ise bir kiliseye ait sütünlu genis bir avlu bulunmustur. Sütünlar avlunun üç tarafini çevrelemektedir. Sütün basligi ve konsülde haç kabartmalari vardir. Güney ve bati duvarlari düzgün kesme taslarla örülmüstür. Bu avlunun güney- dogusunda ana kaya üzerinde ana kayaya oyulmus bir merdiven ve sarniç ve merdiven baslangicinin dogusunda bir latrina mevcuttur. Iri tesserali beyaz mozaiklerle döseli olan avlu tabani geç dönemde tahrip olmustur. Kilise 4m. Topragin altinda güneye C bölgesine dogru uzanmaktadir.
Açma 8'in bir bölümünü su basmasi sebebiyle buradaki kazi ekibinin bir kismi Iskeleüstü mevkiinde bulunan arsiv odasinin dogusuna Açma 3 adiyla yeni bir açma açarak kazi çalismalarina baslamistir. Burada teras duvarina paralel uzanan odalarin ön kisminda poligonal tas döseli bir yol açiga çikarildi. Arsiv odasinin dogu bitisiginde içinde yogun Opus Sectila parçalari bulunan Erken Bizans odasi açiga çikarildi. Bu odanin sikistirilmis toprak zemini altinda da yogun olarak mühür baskilari bulundu. Gerek bu odada gerekse bu alanda geçen yillarda arsiv odasinin etrafindan alinarak yigilan toprak elenerek 12.09.2000 tarihi itibariyle önceki yillarda bulunanlarla birlikte burada bulunan toplam mühür baskilarinin sayisi toplam 85.000 (seksenbesbin)'e ulasmistir. Arsiv odasinin dogusuna Erken Bizans döneminde devsirme taslarla insa edilen odalarin planini almak ve yükselen sulara daha az bilinmezlik birakmak için bu açmadaki kazi çalismalari devam etmektedir.
----------------------------------------------------

* Gaziantep Müze Müdürü Kemal Sertok baskanliginda ve kordinatörlügündeki bu çok uluslu kazilarda Gaziantep Müzesi de bir arkeolojik kazi ekibiyle yerini almistir. Türk arkeolojik kazi ekibinin baskani Mehmet Önal tarafindan yürütülen kazilara Arkeolog Mevlüt Üyümez, Sahin Yildirim, Yusuf Yavas, Umut Alagöz, Suhal Saglan, Burcu Burhan, Asena Kizilaslanoglu, Musa Erden, Ali Yildirim, Sait Yilmaz ve Mimar Serap Güler, Arkeoloji ögrencileri Tugba Demirel, Erkan Öznur, Ali Korkmaz heyet üyesi olarak katilmislardir.


Bibliografya:
C.Abadie Reynal, Ergeç. R., "Zeugma-Moyenne Vallee de la Camp. Fde ouilles de
1997" Anatolia Antiqua VI, Paris, p.379-406.
C. Abadie Reynal, R.Ergeç "The Zeugma And Apameia Works 1997" XX. Kazi Sonuçlari Toplantisi
D.Kennedy, "Zeugma, Ville Antique sur I'Euphrate", Archeologia, 306. Nov.1990
J.Wagner Selevkeia um Euphrat/Zeugma, Wiesbaden, 1976
J.Wagner "Die Römer an Euphrat und Tigrisé" Antike Welt, 1985
M.Önal, "Belkis-Zeugma 1998 Mühür Baskilari Kurtarma Kazisi" 10.Müze Kurtarma
Kazilari Semineri, 2000 Ankara
M.Önal, "Sular YüM. Önal "Sular yükselirken" Arkeoloji ve Sanat Dergisi, s.97 (Belkis/Zeugma özel sayisi), 2000 Istanbul.
R.Ergeç, "Belkis/zeugma Mozaik Kurtarma Kazisi 1992" IV. Müze Kurtarma Semineri, 1994, Ankara
R.Ergeç, "1993-1994 Belkis/zeugma Kurtarma Kazilari" VI. Müze Kurtarma Semineri, 1994, Ankara
R.Ergeç, M. Önal "Belkis/Zeugma Roma Hamami Kurtarma Kazisi" VII. Müze Kurtarma Semineri, 1997 Ankara